CV’M

ERHAN BİNGÖL

Kayışdağı Mah. Dilaver sok. No:6

Cep No: 5454132236

E-Posta: bingolerhan1@gmail.com

Kişisel Bilgiler

Uyruğu:T.C.

Doğum Yeri:Van

Doğum Tarihi:1993

Medeni Durum:Nişanlı

Sürücü Belgesi: Yok

Kariyer Hedefi

Öğrendiğim teorik bilgileri pratikte de uygulayabilmemi sağlayacak uygulama alanı ile bilgi dağarcığımı genişletip pratikleşmek, tecrübe edinmek ve bu tecrübenin verdiği güvenle bana verilen görevi en iyi şekilde yapabilmek tek gayemdir. Kariyer hedefim; özel eğitim alanında yetkin birisi olup daha fazla uygulama alanı ile özel eğitime ihtiyacı bulunan öğrenciye kendisi için bağımsıza dönük olacak eğitimi en iyi şekilde verebilmek.

Eğitim

• 2014 ~ 2018 Sakarya Üniversitesi Hendek Eğitim Fakültesi ( Zihinsel Engelliler Öğretmenliği)

• 2009 ~ 2013 Nizamettin Aktaş Anadolu Lisesi (Van/Muradiye)

• 2001 ~ 2008 Yavuz Selim İlköğretim Okulu (Van/Muradiye)

Staj Okullarım

Kaynaştırma stajı: Mustafa Asım İlkokulu

Öğretmenlik Uygulaması stajı: 1. Dönem: Şehit Ali Borinli Özel Eğitim Mesleki Eğitim Merkezi Okulu

2. Dönem: Akyazı Özel Eğitim Uygulama Merkezi Okulu

Deneyim

Üniversite 3. Sınıfın ikinci döneminden itibaren staj için devlet okullarına gitmekteyim. Üniversite 2. Sınıfın yaz ayından itibaren de Hendek de bulunan bir Gelişimsel Yaklaşım Rehabilitasyon merkezinde 92 gün İŞKUR kapsamında çalıştım ki bunun da sertifikası ben de bulunmakta ve bu iş bitimiyle beraber kurum benimle aynı şekilde tam gün devam etti. Şu an Ataşehir Kayışdağı’nda bulunan Özel Yakın Ufuklar Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi kurumun da çalışmaktayım. Her iki kurumda bireysel ve grup derslerine girmekte, refakatçilik yaptığım ve özel öğrenciyle de çalıştığım oldu ve oluyor.

Katıldığı Kurs ve Seminerler

▪ Mart 2018 Cinsel Eğitim ve İstismar ( Ayten DÜZKANTAR -Anadolu Üniversitesi)

▪ 2017 Touch Matt (Ahmet Yıkmış-Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi)

Karakter

Dürüst, objektif, iletişim gücü yüksek, iyi niyetli, insancıl, sakin, ağırbaşlı, çok konuşmayan, çalışmayı seven, takım çalışmasına müsait, yeni bilgilere ve farklı yorumlara her zaman açık. Özel gereksinimi öğrencilerle ilgilenmeyi ve onlarla vakit geçirmeyi seven birisiyim.

Yabancı Dil Bilgisi

İngilizce : Okuduğunu anlamada, yazma ve konuşmada ise orta derecede

Bilgisayar Bilgisi

Microsoft Office ( Word, Excel vs. ) programlarını çok iyi kullanmaktayım.

Daha yaşanabilir bir dünya için alabileceğiniz 10 su tasarrufu önlemi

Ortalama bir insan her gün 300 ile 400 litre arasında su tüketiyor. Suyun yaşamsal önemi ve dünyayı bekleyen su kıtlığı gibi şeyleri düşündüğümüzde bunun ne kadar fazla olduğunu ve tasarruf etmemiz gerektiğini anlayabiliriz. Aslına bakarsanız, su kıtlığı yaşayan bazı ülkelerde çoktan kişi başı su tüketim miktarına kısıtlama getirildi bile. Ancak ülkemizde şu an böyle bir uygulama olmasa da, su kıtlığı hepimizi ilgilendiren bir sorun ve bu yüzden daha az su kullanımı için bazı tedbirleri almamız gerekiyor. Aşağıda su tasarrufu için alabileceğiniz önlemleri bulabilirsiniz.

• Duş sürenizi sadece 60 saniye azaltarak 1324 litre daha az su kullanabilirsiniz.

• Dişlerinizi fırçalarken musluğu kapatın. Bu şekilde her dakika 13 litre sudan tasarruf edebilirsiniz.

• Bulaşıkları elde yıkarken musluğu sürekli açık tutmak yerine lavaboyu ya da geniş bir kabı doldurup bu şekilde yıkayın.

• Musluktan sıcak suyun gelmesini beklerken akan soğuk suyu biriktirin. Bunu daha sonra bitkilerinizi sulamak için kullanabilirsiniz.

• Evinizde herhangi bir yerde su sızıntısı olup olmadığını bulmak için su saatini kontrol edin.

• Arabanızı yıkarken de suyu kapatmayı unutmayın. Bu şekilde her seferinde 370 litreye kadar su tasarrufunda bulunabilirsiniz.

• Her gün sadece 1 bardağı su içmek için kullanırsanız, ya da bunun için tekrar doldurulabilir şişeleri tercih ederseniz yıkayacağınız bardak sayısını da azaltmış olursunuz.

• Yemek pişirirken olabildiğince az su kullanın. Bu şekilde yediklerinizin besleyici özelliklerini de kaybetmemesini sağlarsınız.

• Sebze-meyve yıkarken kullandığınız suyu biriktirin. Daha sonra evinizdeki bitkileri bu suyla sulayabilirsiniz.

• Olası sızıntılara karşı evinizdeki su borularını, bunların birbirine bağlandıkları yerleri ve vanaları düzenli olarak kontrol edin.

Daha az su kullanımı için bu önlemleri aldığınızda hem maddi anlamda bireysel olarak tasarruf edebilir, hem de dünyamızın geleceği için büyük bir katkıda bulunabilirsiniz.

Kaynak

Uplifers

Deney 1

Jane Elliott – Bölünmüş Bir Sınıf

Sadece beyazların yaşadığı bir kasabada 3. sınıf öğrencilerine öğretmenlik yapan Jane Elliott’un ünlü deneyi, Dr. Martin Luther King’in 1968’de öldürülmesiyle ortaya çıktı. Birkaç gün önce sınıfında King’i anlatan Jane Elliot, Martin Luther King’in öldürüldüğünü öğrendi ve öğrencilerinin soracağı soruları ön görerek bir plan yaptı. Onlara bir şekilde ırkçılığı, ön yargıları ve King’in ölüm sebebini anlatmalıydı.

Elliott, öncelikle sınıfını mavi gözlüler ve kahverengi gözlüler olarak iki gruba ayırdı. İlk gün mavi gözlü öğrencileri üstün grup olarak belirledi. Çeşitli bilimsel veriler uydurarak tüm sınıfı mavi gözlülerin daha zeki ve daha ayrıcalıklı olduğuna inandırdı. Mavi gözlü öğrencilere; daha fazla tenefüs zamanı, daha fazla yemek yiyebilme gibi haklar tanınacaktı. Kahverengi gözlüler ise ayırt edilebilmeleri için daha geniş yakalıklar takacak ve sınıfta en arka sıralarda oturacaktı. Mavi gözlüler daha zeki, başarılı ve güvenilirdi. Kahverengi gözlü öğrenciler ise tam tersi. Öğrencilerin davranışları kısa bir sürede büyük ölçüde değişti. Mavi gözlü öğrenciler kendilerini üstün görerek kahverengi gözlü öğrencilere zorbalık yapmaya başladılar. Üstelik kendilerini üstün gördükleri için dersteki ve sınavlardaki verimleri ve başarıları da artmıştı. Kahverengi gözlü öğrenciler ise tam tersi daha mutsuz ve daha başarısız olmaya başlamışlardı. Bir sonraki gün ise Jane Elliott rolleri değiştirdi. Artık mavi gözlü öğrenciler azınlık durumundaydı. Roller değişince bir önceki gün aynı şeyi yaşayan kahverengi gözlü öğrenciler mavi gözlü arkadaşlarına fazla zorbalık yapmadılar. Çünkü aynı şeyleri kendileri de yaşamıştı. Öğretmenleri her şeyin bir deney olduğunu, mavi ve kahverengi gözlü olmanın bir ayrıcalık olmadığını, ırkçılığında aynen böyle bir şey olduğunu anlatınca öğrenciler birbirlerine sarıldılar, hepsi rahatlamıştı.

Jane Elliott, bu deneyin gazetede yer almasının ardından birçok televizyon programına katıldı. Ömrünü bu deneyi devam ettirmeye adadı. Çalıştığı okula eyalet 1 milyon dolar fon yatırımı yapmaya karar verdi.

YIRTIK ÇORAP

-Hocam çorabın yırtık.

-Doğrudur hocam. Atmaya kıyamadım bari evde giyeyim dedim. Eskiden çobanlık yaparken iki çorap üst üste giyerdim. Alttaki yırtık olur üsteki ise sağlam; yırtığı kapatsın diye. Alıştım bu yırtık olanlara.

sessizlik

Ama gel gör ki şimdiki ile sonraki nesile yokluğu nasıl anlatacağız onu bilemiyorum. Kesin bir savaş olmalı ki ortada bir şeyin kalmadığını kendi gözleriyle görmeliler. Yoksa bu kadar bolluğun içinden yokluğun ne olduğunu fark edemeyecekler.

KUDÜS CANDIR

*Her şey 2016’nın Haziran ayının bir ‘mavi marmara’ olayı ile başlamıştı ama biz başlayan bir davayı bitirmiş şehitlerimizi öldüren yahudileri affetmiştik ve bir anlaşma imzalamıştık; “iş bu akit Kudüs’te ve Ankara’da olmak üzere ikişer nüsha halinde” diyecek kadar. İkisini de başkent kabul edilmiş gibi değil mi? Belki gözden kaçmıştır der insan her ne kadar önemsenmesi gerektiği halde. Lakin ondan sonra aynı yılın ağustos tarihinde de TBMM’de de onaylanmasın mı? Peki buna ne demeli? Hata, yanılma belki de atlama mı diyelim?

*İttihatçılar 1.Dünya Savaşı’n da Kudüs de İngilizlere karşı yenilgi aldığında bizim safımızda bulunan Almanlar sevinç naraları atıyordu. Nasıl müttefikler dimi sanki savaşı sadece biz kaybediyoruz. Ki Almanları bizim safımızda savaşa sokan da İttihatçılardı zaten. Çanakkale de komutan diye de Alman komutan getirmedik mi?. Her ne kadar o savaşta Almanlar İngilizlere karşı savaşmış olsa da konu ‘müslümanlık’ oldu mu her zaman birlik içinde olurlar, oldular ve olmaya da devam edecekler.

*Yahudiler her zaman vatanları olan Kudüs’e gittiler ama her seferinde bozgunculuklarını, fesatlarını ve zulümlerini de kendileriyle birlikte götürdüler. Peki ne oldu? Hiçbir zaman Kudüs onlara vatan da olmadı yar da olmadı ki olmayacakta. Hz. Musa zamanın da çölde peygamberlerini yüz üstü bırakanlar onlardı. Bir gün tek Rabbe inanırken Hz. Musa’nın gidip gelmesiyle gene puta tapar oldular lakin onları Firavun’un zulmünden kurtaran Hz. Musa’nın Rabbinden başka Rab değildi her ne kadar başka Rab arasalar da.

*Trump önce Ağlama Duvarı’na gitti. Orda ne yaptı sizce? İsrail’e söz verdi. Burası sizindir dedi. Ama yanı başımda engel var dedi. Trump ne yaptı? Yanı başındaki ülkeye gitti yani Suudi Arabistan’a. Kralı uyardı ve İsrail ile işbirlik içinde olmasını istedi. Yoksa senin de sonun Irak, Libya, Mısır ve onca masum müslüman şehirleri gibi olur dedi demesinden kaç ay geçti ki. Şu an Suudi Arabistan İsrail ile müttefik ülke işte gerisi mi var. Ama içime dokunan ise Suudi Arabistan gitti milyon dolarlarca silah sattı. Peki bu para nerden desen de işte sorun. Bu para bizim İslamın şartından olan Hac vazifesini yapan müslümanın cebinden gidiyor. Müslümanın parasıyla müslümanı öldürecek. Burdan dönen Trump “Kudüs İsrail’indir” dedi ve ne Osmanlı kaldı ne de Kudüs.

*Son fasıl kaldı dimi. O da sahiplenmek. Bir insanın doğduğu şehrini sahiplendiği gibi. İnandığı dini sahiplendiği gibi. Allah’a inandığı gibi.

Kudüs’e inanmak. Ki önce sevmek lazım; doğduğun evi, büyüdüğün semti, kıyısında dolaştığın denizi ve sevdiğini sever gibi önce sevecek insan. Ve eğer böyle severse Kudüs’ü sahiplenebilirsin. Ona ait olan şehri verebilirsin, kıyısını denize sürebilirsin, doğduğun semti dolaşır gibi orayı dolaşabilirsin. Ve bu şehri sahiplenmek Hz. Muhammed’(sas)in dinine tabi olanın boynunun borcudur. Bu şehir hepimizin. Her ne olursa olsun sahiplenelim. Dilimizde dua bile olacaksa; samimiyetle. Allah gene onları bozguna uğratacaktır. Onlar bozgunculuğu, haramı yer yüzünde gene yaydılar. Allah vaadinde durur.

Kudüs

Dünya halindeki insan ne kadar da düşmanlık konusunda ustalaşmış bir vaziyetteler fakat iş barışa geldi mi kimse elini taşın altına atmaz ki onun içindir de dünya da savaşlar azalmaz olur ölmeyen insan tarihi ise hiç yoktur. Ve bu ölümler her tarihin süre gelen gününde, saatinde Can Kudüs’ün yakasını bırakmadı ki her ölen müslüman ise kimse buraya 3 dinin merkezi demesin lâkin gel gör ki göz görmek istemiyor fakat görüyor; Kudüs müslüman düşmanı tarafından çepeçevrelenmiş bir vaziyette. Lakin büyük olan Allah, kâim olan Allah, Kahhar olan Allah ve en güçlü olan da Allah’tır ki bu da bilmeyene biltirdete inşallah